Tek bir hikâye anlatan beş mesaj
Mesaj dizisi ne bir günlüktür ne de bir gezi programı. Tek bir durumu plandan soruna, çözüme ve sonuca kadar izler; her mesajın kendi zaman ifadesi vardır. Dört günlük bir sahil gezisi için:
- Bir önceki akşam, kesinleşmiş bir plan: “All packed. Train leaves at 06.40 tomorrow; meeting Dan at the station at six.”
- Birinci gün, bir aksilik: “Arrived! Just realized I’ve packed the wrong adaptor.”
- İkinci gün, çözüm: “Problem solved: the guesthouse lent me one. Walking to the lighthouse today.”
- Son akşam, geriye kalanlar: “Last evening here. Ferry leaves at 08.15, so packing after dinner.”
- Ertesi gün, sonuç: “Back home. Note for next time: check the plug type before packing!”
Neyi atabilirsiniz, neyi atamazsınız?
Arkadaşlara yazılan mesajlarda belli olan özneler ve yardımcı fiiller (I, we, I’m, I’ve) sık sık atılır; bir otele ya da işverene yazılan e-postalarda atılmaz. Türkçede özne zaten fiil ekinde olduğu için kolayca düşer: “Limanda bekliyorum.” İngilizcede I’m atılınca geriye yalnızca -ing kalır; bu yüzden fiilin biçimi ve zaman kelimesi daha da önemli hale gelir. Karşılaştırın:
- Tam cümle: “I’m waiting at the harbour, and I’ve just received the equipment list.”
- Kısaltılmış hali: “Waiting at the harbour. Just received the equipment list.” Waiting hâlâ “şu an”, just received hâlâ “bitti” demektir.
- Zamanı net tutun: “Boat leaves at six. Meeting the instructor at five.” Leaves bir tarifedir; meeting sizin planınızdır.
- Neyi kastettiğinizi net tutun: “Bought the boots; collecting them from the hardware shop now.” Them olmadan neyi teslim aldığınız anlaşılmaz.
- Tepkiyi kısa, bilgiyi eksiksiz yazın: “Charger left at home, of course! Borrowing one from reception.”
Present simple mı, present continuous mı? Anlam karar verir
İki zaman da hem şimdiyi hem de geleceği anlatabilir. Türkçedeki -yor eki hem şu an olanı hem de planı karşılar (“Yarın Dan’le buluşuyorum”); bu, İngilizcedeki present continuous ile örtüşür. Ama Türkçede tarifeler de çoğu zaman -yor ile söylenir (“Feribot 7.20’de kalkıyor”); İngilizcede tarife için present simple gerekir. Fiilin ne yaptığına bakın:
- Alışkanlık ya da genel bir gerçek, present simple: “I usually pack the night before.”
- Süren bir eylem ya da geçici bir durum, present continuous: “I’m rolling up the shirts; we’re staying with friends this week.”
- Kişisel bir plan, present continuous: “We’re meeting the guide at the port at 17.20.”
- Tarife, present simple: “The ferry leaves at 07.20, and check-in closes at 06.50.”
- Bilgi, sahiplik, tercih ve ihtiyaç bildiren fiiller şu an için bile genelde simple kalır: “I know the route, and we need an adaptor.” Türkçede biliyorum ve istiyorum -yor aldığı için “I’m knowing” gibi hatalar sık görülür.
Dinleyin: iptal olan feribot planı değiştiriyor
İki yolcu, sabah feribotu iptal olduğu için bavullarını yeniden düzenliyor. Bir alışkanlık, iki plan ve bir tarife bulmaya çalışın; “isn’t running tomorrow” ise geçici bir değişikliği gösterir.
Maya Why are you unpacking the towel? You usually take one on coastal trips.
Owen The guesthouse provides towels, and the morning ferry isn’t running tomorrow because the crew are training.
Maya So what are we doing?
Owen We’re taking the evening crossing. It leaves at 18.10, and we’re meeting the technician at the port at 17.20.
Bavul, belge ve küçük aksilikler için kelimeler
Hikâyeyi unutulan bir eşya yürütür; bu yüzden onu tam adıyla söyleyin:
- Elektronik: adaptor (adaptör), phone charger (şarj aleti), batteries (pil), earphones (kulak içi kulaklık), headphones (kulak üstü kulaklık).
- Washbag (tuvalet çantası) içindekiler: toothpaste, shampoo, sunscreen (güneş kremi), insect repellent (sinek kovucu).
- Belgeler: passport ya da ID card, visa, driving licence (ehliyet), booking confirmation (rezervasyon onayı), travel insurance documents (seyahat sigortası belgeleri).
- Bavul fiilleri: fold ya da roll up clothes (katlamak ya da rulo yapmak), wrap fragile things (kırılacak eşyaları sarmak), unpack (bavulu boşaltmak).
- Dükkân yardımcı olamadığında: “They’re out of adaptors.” “The sun hats have sold out.” “I’m looking for a waterproof case.”
Sık yapılan hatalar
Mesajlarınızda bunları kontrol edin:
- “I’m knowing the way.” Know bir durum fiilidir: “I know the way.”
- “We meet the guide at nine tomorrow.” Bu, basılı bir program gibi duyulur; kendi planınız için “We’re meeting the guide at nine tomorrow.” deyin.
- “Leaving at six.” Bugün mü, yarın mı? Günü ekleyin.
- “Talked to the hotel and the shop. It’s closed.” Hangisi? İsmi tekrar edin: “The shop’s closed.”
- İkinci mesajda başlayıp hiç çözülmeyen bir sorun. Onu sonraki bir mesajda kapatın.
Günde 10 dakikalık pratik
Her cümleyi önce sesli söyleyin. Hafta sonu şu soruyu sesli cevaplayın, sonra 30 dakikada cevabınız üzerine beş mesaj kurun: “Which forgotten item would cause you the most trouble, and what would you do?”
- 2 dakika: Beş mesaj kartını dinleyin; her kısa mesajı tam cümleye çevirin, sonra yeniden kısaltın.
- 3 dakika: Yarın için üç cümle: bir tarife, bir plan, şu an süren bir eylem.
- 3 dakika: Unutulan bir eşyayı ve çözümünüzü anlatan bir mesaj.
- 2 dakika: Yeniden okuyun. Tüm zaman ifadeleri, her it ve them net mi?
Sonraki adım
Bu seviyede sırada üç pratik ipucu veren bir tavsiye yazısı ya da bir odayı dört paragrafta anlatmak var. Bir hizmet sorunu için iki kez çekilen bir ücreti anlatmayı çalışın. B2’de bir sağlık haberine kişisel bir e-postayla cevap verin.
