Kullanışlı bir seyahat planı neye benzer?
Her satır bir saat ve bir eylemle başlar; ardından yer, ulaşım ve önceden ayarlanmış ne varsa eklenir. Kaçırılmaması gereken saatten önceki boşluk ve tek bir yedek plan satırı planı güvende tutar. Yarım günlük bir iş gezisi:
- Varış: “09:10 Arrive at the central station. A colleague is meeting me at the main entrance.”
- Kesin randevu: “09:30 Take a taxi to the client’s office. We’re presenting at 10:00.”
- Kendi planınız: “12:15 Lunch near the office. I’m going to ask for a quiet table.”
- Son saat: “14:45 Leave for the station. The return train departs at 15:32.”
- Yedek plan: “If the meeting runs late, we’re going to skip lunch and take a taxi to the station.”
Present continuous mı, going to mı, present simple mı?
Kendinize şunu sorun: Bu iş başka biriyle kararlaştırıldı mı, yalnızca ben mi karar verdim, yoksa bir tarifeye mi bağlı? Kesin randevuda genellikle başka bir kişi, rezervasyon ya da bilet vardır. Türkçede de “Yarın müşteriyle görüşüyorum.” deriz; present continuous aynı işi görür. “-ecek” ise hem will hem going to olabilir. Will’i konuşurken o anda verdiğiniz kararlara bırakın: “I’ll put it in my calendar.”
- Kesin randevu: “We’re having dinner with the clients on Thursday.”
- Soru ve olumsuz: “Are you flying home on Sunday?” “Tom isn’t joining us on Friday.”
- Önceden verilmiş karar: “I’m not going to check a bag for a two-day trip.”
- Görünen bir işarete dayanan tahmin: “That security queue is enormous; we’re going to be late.”
- Tarife: “The return train departs at 15:32.”
Kısa bir konuşma: herkese uyan saati bulmak
İki iş arkadaşı yoğun bir haftaya bir atölye ziyareti sığdırmaya çalışıyor. Dört adıma kulak verin: davet (“Would you like to…?”), gerçek bir randevuyla ret (“I’d love to, but I’m meeting…”), yeni bir seçenek (“What about Thursday?”) ve onay (“Thursday at four thirty is fine.”).
Maya Would you like to visit the print studio with me on Wednesday afternoon?
Owen I’d love to, but I’m meeting a supplier at three and talking to the venue manager at five.
Maya What about Thursday? I’m arriving in Bristol at two fifteen.
Owen Thursday could work. I’m seeing the dentist at three, but I’m free after four.
Maya The studio closes at six. Shall we arrive at the studio at four thirty?
Owen Yes, Thursday at four thirty is fine. Are we asking for a tour or just looking at paper samples?
Fiil + edat ikilileri
Seyahat fiillerini edatlarıyla birlikte öğrenin; “arrive home” ise edat almaz. Türkçede “beklemek” doğrudan nesne alır (“seni bekliyorum”), İngilizcede “wait for” gerekir.
- arrive in (şehir, ülke): “We arrive in Lisbon on Thursday morning.”
- arrive at (bina, istasyon): “Please arrive at the terminal by six.”
- wait for: “I’ll wait for you outside passport control.”
- pay for: “Who is going to pay for the taxi?”
- think about (bir seçeneği tartmak), think of (fikir): “We’re thinking about staying one more night.” “What do you think of the new itinerary?”
Yolculuk sırasıyla havalimanı kelimeleri
Bir kelimeyi unutursanız tarif edin: “the place where you collect your suitcase” dediğinizde karşınızdaki “baggage reclaim” diye tamamlar.
- Gidiş: check-in ya da bag drop, security check, departure lounge, gate.
- Varış: passport control, baggage reclaim, customs, arrivals.
- Aktarma: stopover (ya da layover) ve connecting flight.
Sık yapılan hatalar
Hepsinin kolay bir düzeltmesi var:
- “We arrive to Lisbon.” Doğrusu: “arrive in Lisbon”, “arrive at the hotel”.
- “I meet the client tomorrow.” Kararlaştırılmış bir saat için: “I’m meeting the client tomorrow.”
- “I wait you outside.” Doğrusu: “I’ll wait for you outside.”
- Yalnızca “Sorry, I can’t.” demek. Engeli ve bir seçenek ekleyin: “I’m seeing the dentist at three. What about four thirty?”
- Ek süre bırakmamak. Her trenin tam zamanında gelmesi gerekiyorsa plan kırılgandır.
Günde 10 dakikalık pratik
Kendi haftanızı kullanın; gerçek randevuları anlatmak daha kolaydır.
- 2 dakika: Konuşmayı dinleyin; her cümleden sonra durdurup tekrar edin.
- 2 dakika: Bu haftaki takviminizden üç randevuyu present continuous ile söyleyin.
- 3 dakika: Sesli tartışın: Üç saatlik bir aktarmada havalimanından çıkar mıydınız? Bir plan, bir tahmin ve bir yedek plan söyleyin.
- 3 dakika: 120–150 kelimelik bir seyahat planı yazın: dört saatli aşama, bir kesin randevu, ek süre ve bir yedek plan.
Sonraki adım
Sonra ters giden bir yolculuğun hikâyesini dönüm noktası ve sonuyla anlatın. Ardından planlardan tahminlere geçin ve kanıtı eyleme bağlayan kısa bir tahmin notu yazın.

