Beş adımda iki dakikalık bir öneri
İki dakika kısadır: üç fikre değil, tek bir fikre yer vardır. Her adıma bir iki cümle ayırın:
- Tek bir bilgiyle sorun: “Basically, mixed materials block recycling.”
- Tek bir pratik değişiklik: “I’d like to propose a six-week trial of returnable lunch boxes.”
- Kabul ettiğiniz bir zorluk: “The hardest part will be getting the boxes back.”
- Başarıyı nasıl ölçeceğiniz: “We’ll count purchases, returns and damaged boxes every week.”
- Tepkiye davet eden bir kapanış: “What would make this work in your team?”
Yorum zarfları: apparently, obviously, basically, eventually
Yorum zarfı, dinleyiciye cümleyi nasıl anlaması gerektiğini söyler. İlk üçü sık sık cümleyi açar ve ardından virgül gelir; eventually ise sıklıkla ana fiilin önünde durur.
Türkçede duyulan bilgiyi “-mış” eki gösterir: “Tedarikçi plastik ambalajı değiştirebiliyormuş.” İngilizcede bu görevi çoğu zaman cümle başındaki apparently üstlenir.
- Apparently: duydunuz ya da okudunuz ama doğrulamadınız. “Apparently, the supplier can replace plastic film.”
- Obviously: noktayı herkes için açık olarak sunarsınız. Başkalarının şüphe ettiği bir konuda küçümseyici duyulabilir. “Obviously, a claim still needs evidence.”
- Basically: asıl nokta, sade bir dille; konuşmada yaygındır, raporlarda kullanmaktan kaçının. “Basically, mixed materials block recycling.”
- Eventually: zaman ya da zorluk sonrasında gelen nihai sonuç. “The trial eventually cut waste by a third.”
Dinleyin: ikinci kez bakılması gereken iyi bir haber
Bir kafe depozitolu, iade edilebilir yemek kutuları sundu; ama iade masası birçok ofis mesaiyi bitirmeden kapanıyordu, bu yüzden kutular çekmecelerde kaldı ve kafe yenilerini aldı. Gün boyu açık bir dolap zamanlama sorununu çözdü. İki iş arkadaşının sonuçları değerlendirmesini dinleyin.
Son replikte iddianın nasıl sınırlandırıldığına dikkat edin: yıkama enerjisi açıklanmadan buna tam bir başarı denmiyor.
Maya Apparently, reusable boxes increased purchases in week one.
Owen That sounds awful, but the reason was the return desk, not the box itself.
Maya Exactly. The locker eventually raised returns to eighty-six percent.
Owen Oh wow! Basically, convenience changed the environmental result.
Maya Yes, although we should publish the washing-energy figure before calling it a complete success.
Önce tepki verin, sonra sorun
Tepki, dinlediğinizi gösterir; ardından gelen soru konuşmayı kanıta bağlı tutar. Türkçedeki “kulağa harika geliyor” İngilizcede “That sounds great” olur, “sounds like great” değil.
- İyi haber: “Oh wow!”, “That sounds pretty cool.”, “That’s amazing.” Buradaki pretty “oldukça” anlamındadır ve gündelik bir sözcüktür.
- Kötü haber: “Isn’t that awful?”, “It’s depressing.”, “That’s very scary.” “Isn’t that awful?” onay bekler, gerçek bir soru değildir; Türkçedeki “Korkunç değil mi?” gibi.
- Sonra sorun: “That sounds pretty cool. How was it measured?” “That’s very scary. What evidence shows the scale?”
Yalnızca ölçtüğünüzü iddia edin
Neyin iyileştiğini, henüz neyi bilmediğinizi ve bundan sonra neyi kontrol edeceğinizi söyleyin.
- Abartılı: “The boxes were a complete success.”
- Sınırlandırılmış: “Yes, although we should publish the washing-energy figure before calling it a complete success.”
- Belirsiz ölçüt: “We’ll see if people like it.” Sınanabilir ölçüt: “We’ll count how many boxes come back each week for six weeks.”
- İddiayı kanıtla sınırlı tutan ifadeler: “so far”, “in this trial”, “the figures suggest”.
Tartışma soruları
Her birine yaklaşık bir dakikada cevap verin: bir gerekçe, bir örnek, bir yorum zarfı ve bir tepki kalıbıyla.
- “Should customers pay a deposit for reusable packaging?”
- “Who should do most to cut waste: customers, businesses or governments?”
- “When is it fair to call an environmental change a success?”
Sık yapılan hatalar
Önerinizi kontrol edin:
- “That sounds like awful.” Like sıfattan önce değil, isimden önce gelir: “That sounds awful.” “That sounds like a good plan.”
- “It’s depressed.” Durumlar depressing, insanlar depressed olur. Scary ve scared için de aynısı geçerlidir.
- “Eventually, thank you all for listening.” Türkçedeki “sonunda” hem eventually hem finally olabilir; ama bir konuşmayı ya da listeyi bitirirken finally denir.
- Kendi verileriniz için apparently. Ölçtüyseniz doğrudan söyleyin: “Returns rose to eighty-six percent.”
- Kimsenin kontrol edemeyeceği bir ölçüt, örneğin “People will feel better about waste.”
Günde 10 dakikalık rutin
Haftada bir, önerinin tamamını kaydedin ve beş adımı kontrol edin.
- 2 dakika: Konuşmayı dinleyin ve her repliği vurgusunu taklit ederek tekrar edin.
- 3 dakika: Bildiğiniz bir atık sorunu hakkında dört cümle, her yorum zarfıyla bir tane.
- 3 dakika: Kısa bir habere iki kez sesli tepki verin, her seferinde bir soruyla.
- 2 dakika: Sınanabilir bir ölçüt ve iddiayı sınırlayan bir cümle yazın.
Sonraki adım
B2’de sırada işe göre değişen bir iş yeri müzik kuralı önermek ve bir fotoğrafı tahminleri gerçek gibi sunmadan anlatmak var. C1’de ise yazılı bir teklif net deneme ve durdurma koşulları ekler.
