Altı kalıp, dört anlam
Okul kurallarının çoğu altı kısa kalıpla söylenir. Bunları anlamlarına göre öğren: “sorun yok”, “yap!”, “yapma!” ve “gerek yok”.
- “can” (sorun yok): “You can borrow three books.”
- “can’t” (olmaz): “You can’t use your phone in lessons.”
- “must” (kural): “You must be in class by 8.30.”
- “have to” / “has to” (gerekli): “We have to wear trainers in the gym.”
- “mustn’t” (yapma, yasak): “You mustn’t run in the corridors.”
- “don’t have to” (gerekli değil): “You don’t have to buy lunch.”
Mustn’t mı, don’t have to mu? Asıl fark
Olumlu cümlede “must” ile “have to” birbirine çok yakındır: ikisi de bir şeyin gerekli olduğunu söyler. Olumsuzda ise ayrılırlar. “Mustn’t” yasak demektir; “don’t have to” ise kural yok, seçim senin demektir. Türkçe düşünmek burada işe yarar: “yapmak yasak” → “mustn’t”, “yapmak zorunda değilsin” → “don’t have to”. Hızlı test: sonuna “ama istersen yapabilirsin” ekleyebiliyorsan “don’t have to” gerekir.
- “You mustn’t eat in the lab. It isn’t safe.” → yapma, yasak.
- “You don’t have to wear a uniform.” → istediğini giy.
- “It’s Saturday, so I don’t have to get up early.” → gerek yok.
Dinle: yeni bir okulda kurallar
Üç öğrenci okuldaki tabelalara bakıyor. İçlerinden biri okulda yeni ve Gana’nın Akra şehrindeki eski okulunu hatırlıyor. Her kural kalıbını dinle, sonra “had to”ya dikkat et: “must” kelimesinin geçmiş biçimi yoktur, bu yüzden hem “must” hem “have to” geçmişte “had to” olur.
Student Look at these signs for the guide. This one means you mustn't run.
Friend And that one means you can't use your phone in the library.
New student At my school in Accra, we had to wear a uniform.
Friend Here we don't have to wear one. I can wear my green hoodie every day!
Student But you have to be on time. The notice says pupils must be in class at 8.45.
Bir kuralı sormak: “Can I…?” ve “Are we allowed to…?”
Bir şeyin serbest olup olmadığını sormak için “Can I…?” ya da “Are we allowed to…?”, gerekli olup olmadığını sormak için “Do I have to…?” de. Türkçede soru “do” gibi bir yardımcı fiille kurulmadığı için “We have to wear a uniform?” gibi sorular sık görülür; doğrusu “Do we have to wear a uniform?”. Kısa cevaplar sorunun ilk kelimesini tekrar eder.
- “Can I sit here?” “Yes, you can.”
- “Are we allowed to use calculators?” “No, we aren’t.”
- “Do I have to bring a dictionary?” “No, you don’t.”
New student Are we allowed to eat in the science lab?
Student No, we aren't. It's a new rule this term.
Tabelalardaki kurallar: A2 Key Okuma Bölüm 1
Okuma ve Yazma kâğıdının 1. bölümünde tabela, duyuru ve mesaj gibi altı kısa metin okur, her biri için üç cümleden aynı anlama geleni seçersin. Doğru seçenek çoğu zaman aynı kuralı başka kelimelerle söyler. Bu örnekleri biz hazırladık:
- “POOL: Students must wear a swimming cap.” → “You need a cap to swim here.”
- “No food in the computer room.” → “You can’t eat in the computer room.”
- “Sports Day: no uniform needed.” → “You don’t have to wear a uniform on Sports Day.”
- Tuzaklar: duyuru “No…” derken “can” içeren seçenek ya da bir şey yalnızca gerekli değilken “mustn’t” içeren seçenek.
Tipik hatalar ve doğruları
“can”, “must” ve “mustn’t” sonrasında fiil ne “to” ne de -s alır. Yalnızca “have to” kalıbı “to”yu korur; he, she ve it ile “has to” olur. Yazını kontrol ederken bunları ara (okun solunda hata, sağında doğrusu). İlk satıra dikkat: yasak bir şey için “don’t have to” değil, “mustn’t” gerekir.
- “No running! You don’t have to run.” → “No running! You mustn’t run.”
- “You must to be on time.” → “You must be on time.”
- “She have to take the bus.” → “She has to take the bus.”
- “Yesterday we must stay late.” → “Yesterday we had to stay late.”
Alıştırma: yeni bir öğrenciye beş tavsiye
Bu bir sınav görevi değil, bir alıştırma. Okulunda yeni olan biri için en az üç farklı başlangıçla beş tavsiye yaz; birinde “don’t have to” olsun. Önce bizim örneğimiz, sonra 10 dakikalık bir rutin:
- “1 You must be at school by 8.30. 2 You can borrow library books. 3 You mustn’t eat in the computer room. 4 You don’t have to wear a uniform on Fridays. 5 Always pack your bag the night before.”
- 1–4. dakika: beş tavsiyeni yaz.
- 5–7. dakika: bir veli ya da arkadaş her tavsiyeyi dinleyip “Sorun yok”, “Yap!”, “Yapma!” ya da “Gerek yok” desin. Yanlış anlarsa fiiline bak.
- 8–10. dakika: Konuşma Bölüm 1’deki gibi sesli cevap ver: “Tell me something about your school.” Cevabında iki kural kullan.
Sırada ne var?
Sırada, aynı kalıpları sana kalmaya gelecek bir arkadaşa yazacağın e-postada kullanmak var: neler yapabileceği ve ne getirmesi gerektiği. B1 Preliminary’de kuralları daha uzun e-postalarda ve tartışmalarda açıklar ve karşılaştırırsın.
