Dikkatli okuma için dört kelime
A2 seviyesinde okuma soruları yalnızca ne olduğunu değil, bunu nereden bildiğinizi de sormaya başlar. Bu dört kelime çocuğunuzun cevap vermesine yardım eder. Okuldaki fen derslerinden “iddia”, “kanıt” ve “gözlem” gibi kelimeleri biliyorsa yeni olan yalnızca İngilizceleridir.
- claim – iddia: birinin doğru olduğunu söylediği fikir
- observable detail – gözlemlenebilir ayrıntı: görülen, duyulan ya da ölçülen bir şey
- changed assumption – değişen varsayım: yeni kanıttan sonra değişen ilk düşünce
- uncertainty – belirsizlik: kanıtın henüz kanıtlamadığı şey
Doğru mu, yanlış mı, metinde yok mu?
Sık görülen bir görev bir ifade verir ve “True or false?” diye sorar. Asıl beceri genel fikri hatırlamak değil, tam cümleyi bulmaktır. Kısa bir rapor düşünün: bir mahalle koşusunda yürüteç kullanan bir katılımcının dönmek için daha fazla alana ihtiyacı vardır; organizatörler de herkes için aynı süre ölçme kuralıyla, aynı uzunlukta ayrı bir kulvar ekler.
“The organizers changed the timing rule.” yanlıştır: rapor, kuralın aynı kaldığını söyler. “Both lanes had the same length.” doğrudur, ama raporda “equally long” yazar: kelimeleri değil anlamı eşleştirin. Biri ertesi yıl koşuya daha çok kişinin geldiğini iddia ederse raporda bunu kanıtlayan bir şey yoktur, yani cevap “The text doesn’t say.” olur.
- “It’s true. The text says…”
- “It’s false. The text says…”
- “The text doesn’t say.”
Adil olmak, herkese birebir aynısı demek değildir
Koşuda neyin değiştiğini (kulvar) ve neyin aynı kaldığını (mesafe, süre ölçme kuralı) birlikte listeleyin. Sonra sorun: “Was the race easier after the change? How do you know?” Güçlü bir cevap kanıt kullanır: “No. The new lane was equally long, and the timing rule didn’t change.” Çocuğunuz sizinle aynı fikirde olmayabilir; yeter ki fikrini metindeki bir cümleye dayandırsın.
Hikâyeler: dönüm noktası ve değişen fikir
Bir hikâyede bir sorun, bir karar, bir dönüm noktası ve bir son vardır. Kısa bir hikâyede Leila adlı bir ressam, yaptığı bir portrenin üstünü sergiden önce örter; arkadaşı Tomas da onun resmi beğenmediğini varsayar. Fırtına çatıya zarar verince resimleri birlikte taşırlar ve örtü kayar: yüz bir tarafta sakin, diğer tarafta endişeli görünür. Leila, portrenin özgüvenin şüpheyi nasıl saklayabildiğini gösterdiğini anlatır.
Bu an dönüm noktasıdır, çünkü Tomas’ın fikri değişir: “At first, Tomas thought Leila disliked the portrait, but then he learned it showed mixed feelings.”
İki metni karşılaştırmak: her biri güveni nasıl kazanır?
Rapor güveni kontrol edebileceğimiz bilgilerle kazanır: kulvarlar eşit uzunlukta ve süre ölçme kuralı değişmemiş. Hikâye ise güveni bir seçimle kazanır: Tomas portreyi izinsiz göstermedi. İki metinde de ilk fikir değişir. Sorun: “Which text do you trust more, and why?” İyi bir cevap, “Both texts…” ve “In the report…, but in the story…” gibi kalıplarla iki metinden de birer ayrıntı verir.
Okuru düşünerek hikâyenin devamını yazmak
Önce çocuğunuz, bu kısa konuşmadaki gibi okurun kim olduğuna karar verir: öğretmene yazılan bir metin tam cümle ve kanıt ister. Sonra üç ayrıntı planlar, yazar ve bir şeyi düzeltir.
Görev, karakterleri oldukları gibi bırakan, geçmiş zamanda (past simple) kalan ve yeni bir olay ekleyen özgün bir devam yazmaktır: “At the exhibition, Leila stood beside her portrait and pointed to her note. ‘Sometimes I feel brave and nervous at the same time,’ she told a visitor.” Tomas’ın resmi sattığı bir devam, hikâyenin kurduğu güveni bozar.
Nia Who will read your text?
Leo My teacher will read it, and we will talk about it.
Evde oyun: kanıt dedektifi
Çocuklar için bir haber gibi kısa bir İngilizce metin seçin ve üç ifade yazın: biri doğru, biri yanlış, biri de metnin cevaplamadığı bir şey olsun. Çocuğunuz her birini işaretlesin ve kanıtlayan cümleyi yüksek sesle okusun. Sonra rolleri değişin ve yakalaması için bilerek bir hata yapın. Haftada bir kez de bir hikâyeyi dönüm noktasında durdurup devamı için üç cümle isteyin.
Sık yapılan hatalar ve kolay düzeltmeleri
Cümleyi doğru hâliyle tekrar edin ve devam edin.
- Akılda kalana göre cevap vermek: “Where does it say that?” diye sorun.
- “The text say…”: “the text” ile says kullanılır: “The text says…”
- “many evidences”: Türkçede “kanıtlar” deriz ama İngilizcede evidence çoğul olmaz: “a lot of evidence”, “one piece of evidence”.
- “He didn’t showed it.”: didn’t sonrasında fiilin yalın hâli gelir: “He didn’t show it.”
- “without ask”: Türkçedeki “sormadan” yapısı İngilizcede without ve -ing ile kurulur: “without asking”.
Sonraki adım
Sonra çocuğunuz aynı alışkanlıkları kendi yazısına taşıyabilir; örneğin since, for ve before ile net bilgiler veren bir festival mektubuna.

