Parktaki kelimeler: eylemler ve eşyalar
Bu konu bir parkta ya da spor gününde geçen sekiz kelimeyi kullanır. Altısı eylemdir: ride a bike, ride a horse, skate, skateboard, play tennis ve play football. İkisi eşyadır: roller skates ve tricycle. “Can” kelimesinden sonra yalnızca bir eylem gelebilir: “I can skate.” denir, “I can roller skates.” denmez.
“Skateboard” hem kaykayın kendisi hem de kaykay kaymak demektir: “I can skateboard.”
- ride ile: ride a bike (bisiklete binmek), ride a horse (ata binmek)
- play ile: play tennis (tenis oynamak), play football (futbol oynamak)
- Tekerlekli: skate (paten kaymak), skateboard (kaykay kaymak)
- Eşyalar: roller skates (paten), a tricycle (üç tekerlekli bisiklet)
Can ve can’t: herkes için tek biçim
Türkçede ek kişiye göre değişir (sürebilirim, sürebilirsin, sürebilir), ama “can” hiç değişmez: “I can”, “you can”, “she can”, “they can”; he ve she ile de “s” almaz. Ardından gelen eylem yalın kalır, önüne “to” gelmez: “She can ride a horse.” Olumsuzu, “cannot” kelimesinin kısası olan “can’t”: “He can’t skate.”
Dinlerken iki kelime kolayca karışır, bu yüzden çocuğunuz bir hareket eklesin: can için başını aşağı yukarı, can’t için iki yana sallasın.
- I can ride a bike. / I can’t ride a horse.
- She can play tennis. / She can’t play football.
“Can you…?” ve “Can she…?” diye sormak
Soru sorarken “Can” başa gelir: “Can you skateboard?” Kısa cevapta “can” tekrar edilir ve cümle orada biter: “Yes, I can.” ya da “No, I can’t.” Soruda “you” vardır ama cevapta “I” olur, çünkü cevap veren kendinden bahseder. Başka biri sorulduğunda cevap o kişiye uyar: “Can she skateboard?” “No, she can’t.”
Bu kayıtta bir çocuk yeni bir şey soruyor ve dürüst bir “No, I can’t.” cevabı alıyor. Evde “hayır” cevabını da “evet” kadar övün: amaç doğru bir cümle kurmaktır.
Leo You can ride a bike. Can you skateboard?
Nia No, I can't.
Nerede? Under, between ve next to
“Where is the football?” bir beceriyi değil bir eşyayı sorar, cevabı da bir yerdir: “It’s between the cones.” İki ya da daha fazla eşya için “Where are…?” ve “They’re…” denir. Türkçede yer kelimesi sonra gelir (“bankın altında”), İngilizcede önce: “under the bench”.
- under the bench (bankın altında)
- between the cones (konilerin arasında)
- next to the goal (kalenin yanında)
- behind the skateboard (kaykayın arkasında)
- in front of the bench (bankın önünde)
Nia The roller skates are under the bench.
Nia Where is the football?
Leo It's between the cones.
A mı, an mı? Sonraki sese kulak verin
Türkçede her şey için “bir” deriz; İngilizcede ise sonraki kelime ünlü sesle (a, e, i, o, u) başlıyorsa “an”, başka bir sesle başlıyorsa “a” kullanılır: “a bike”, “an apple”. Hemen arkadaki kelime karar verir, bu yüzden bir renk kelimesi seçimi değiştirebilir: “an orange bike” ama “a blue doll”. Türk çocukları bu kelimeyi sık sık atlar (“I can ride bike.”); cümleyi “a bike” ile tekrar edin.
- a bike, a skateboard, a tricycle
- an apple, an orange, an umbrella
Evde oyun: park becerileri haritası
Bir kâğıda basit bir park çizin: bir bank, iki koni ve bir kale. Üstüne bir top ya da oyuncak bir bisiklet koyun. Sırayla topu saklayıp “Where is the ball?” diye sorun. Cevap tek cümledir: “It’s under the bench.”
Sonra bir beceri tablosu yapın: kenara aile üyelerinin adlarını yazın, üste bir bisiklet, bir top ve bir raket çizin. Çocuğunuz her kişiye “Can you ride a bike?” diye sorsun, tik ya da çarpı koysun, sonra bir satırı yüksek sesle okusun: “Dad can ride a bike. He can’t play tennis.” Büyük çocuklar iki “can” cümlesi ve bir “where” cümlesi yazabilir.
Sık yapılan hatalar ve kolay düzeltmeleri
Bu hatalar bu aşamada normaldir. Cümleyi doğru hâliyle tekrar edip devam edin.
- “She cans skate.”: can “s” almaz: “She can skate.”
- “I can to ride a bike.”: can’den sonra “to” gelmez: “I can ride a bike.”
- “Can you skate?” sorusuna “Yes, you can.”: kendinden bahsederken I kullanılır: “Yes, I can.”
- “I can play the tennis.”: sporun önüne “the” gelmez: “I can play tennis.”
- “a apple”, “a orange bike”: ünlü sesten önce an gelir: “an apple”.
Sonraki adım
Can ve can’t kolaylaşınca iki fikri “but” ile birleştirin: “I can play tennis, but I can’t skateboard.” Sonra “What can you do?” diye sorun ve iki üç cümle bekleyin. Ardından sınıf İngilizcesi gelir, örneğin birinden bir kelimeyi tekrar etmesini ya da harf harf söylemesini istemek.

ride a bike
ride a horse
skate
skateboard
play tennis
play football
tricycle