Özellik mi, fayda mı? “Which means” ve “so” ile bağlayın
Özellik, sistemin ne yaptığıdır; fayda ise bunun belirli bir kişi için neyi değiştirdiğidir. Önce özelliği, sonra kullanıcıyı ve sonucu söyleyin. Virgülden sonra gelen “which means” bir sonucu açıklar (“bu da … demek”), “so” sonucu verir, “so that” ise amacı gösterir (“-sin diye”).
- “It updates job details automatically, which means engineers always have the latest information.” – Bu da mühendislerin her zaman en güncel bilgiye sahip olması demek.
- “Customers get an instant report, so they don’t have to wait for an email.” – Müşteriler raporu anında alır, bu yüzden e-posta beklemek zorunda kalmaz.
Yeni bir sistemi anlatmak: örnek konuşma
Sistemin adını söyleyin, sonra her kullanıcı grubu için somut bir fayda verin.
Maya Let me explain the main features of the new maintenance app.
Owen Thanks. What’s the main benefit for our engineers?
Maya It updates job details automatically, which means engineers always have the latest information.
Owen That sounds useful. Is it easy to use?
Maya Yes. The simple menus let engineers close a job in under two minutes.
Owen And what’s the advantage for customers?
Maya They get an instant report, so they don’t have to wait for an email.
Hizmetler ve sistemler için sekiz sıfat
Her sıfatı bir kanıtla destekleyin: yalnızca “user-friendly” değil, “engineers learned it in one morning” deyin. Birleşik sıfatlarda isimden önce kısa çizgi kullanın (“up-to-date records”), fiilden sonra genellikle kullanmayın (“The records are up to date.”). “Efficient” verimli, yani zaman israf etmeyen demektir; “effective” ise etkili, yani işe yarayan.
- accurate: doğru ve kesin
- secure: yetkisiz erişime karşı korunan
- efficient: zaman kaybettirmeyen
- user-friendly: kullanımı kolay
- up-to-date: en yeni bilgiyi içeren
- high-quality: çok iyi standartta
- useful: bir amaca ulaşmaya yardım eden
- time-saving: gereken süreyi kısaltan
Let, enable, allow, help: ardından ne gelir?
Dördü de önce bir kişi, sonra bir fiil ister. “Let” ardından “to” olmadan yalın fiil gelir; “enable” ve “allow” “to” ister; “help” iki türlü de olur. “Enable” daha kurumsal duyulur. Kişiyi atlamayın: “allows to close jobs” değil, “allows engineers to close jobs”. Türkçedeki “-mesini sağlar” kalıbını da “provide” ile çevirmeyin: “provides engineers to work offline” yerine “enables engineers to work offline” deyin.
- “The simple menus let engineers close a job in under two minutes.”
- “The portal enables customers to download their own reports.”
- “Automatic reminders help technicians (to) arrive on time.”
Sistemleri karşılaştırmak: fark ne kadar büyük?
Kısa sıfatlar -er alır (“faster”, “easier”); uzunlar “more” ya da “less” alır. Diğer seçeneği “than” ile söyleyin. Türkçede her sıfat “daha” ile kıyaslandığı için “more easier” demek kolaydır; tek biçim yeter. Sonra farkın büyüklüğünü gösterin: büyük fark için “much”, “far” ya da “a lot”, küçük fark için “slightly” ya da “a bit”, fark yoksa “equally”. “Very” hiçbir zaman doğrudan karşılaştırma biçiminin önüne gelmez; “çok daha” için “much more” deyin.
Türkçedeki “az” iki anlamı da karşılar, İngilizcede ayrılır: sayılabilenle “fewer” (fewer errors), miktarla “less” (less time). Rakamları yaklaşık verin: “about two hundred”, “roughly a third”, “just under ten per cent”.
- “The secure portal is easier to use than email.”
- “This update is much more accurate.” – Büyük fark
- “The old process is slightly less efficient.” – Küçük fark
- “The two systems are equally reliable.” – Fark yok
Bir seçeneği koşulla önermek
İhtiyacı, seçimi ve faydaları söyleyin, sonra önce neyin olması gerektiğini belirtin. “Provided that” ya da “as long as” ardından, gelecekten söz etseniz de geniş zaman kullanın: “provided that the test shows fewer errors”, “will show” değil. Beş başlıklı kısa not:
- Need: Sixty field engineers must close jobs quickly and securely. – İhtiyaç
- Recommended app: Option B. – Önerilen uygulama
- Benefits: easier workflow, current data and faster job closure. – Faydalar
- Condition: improve offline protection. – Koşul
- Before rollout: a two-week test of completion time, data errors and support calls. – Yaygınlaştırmadan önce
Sık yapılan hatalar
Bunlar önerinizi zayıflatır:
- “The app lets engineers to close jobs.” “Let” yalın fiil ister: “lets engineers close jobs”.
- “The new app is more easier.” Tek biçim yeter: “easier”.
- “It is very more accurate.” “Much more accurate” deyin.
- “Less errors.” Hatalar sayılabilir: “fewer errors”.
- “Provided that the test will be positive.” Geniş zaman kullanın: “provided that the test is positive”.
Günde 10 dakikalık pratik
Kendi işinizdeki bir araçla, sesli çalışın.
- 3 dakika: Üç farklı kullanıcı için özellik-fayda cümleleri yazın.
- 2 dakika: Aracınızı bir başkasıyla “much”, “slightly” ve “fewer” kullanarak karşılaştırın.
- 2 dakika: Konuşmayı tekrar edin, sonra “What’s the advantage for customers?” sorusunu kendi aracınız için cevaplayın.
- 3 dakika: Gerçek bir karar için beş başlıklı bir not yazın.
- Haftalık tartışma: “When a company replaces a person with an app, is faster always better?” (Bir şirket bir çalışanın yerine uygulama koyduğunda daha hızlı olan her zaman daha mı iyidir?)
Sonraki adım
Sırada değerlendirme tarihi olan bir müşteri bilgilendirme planı var. B2 seviyesinde ise bir ürün önerisini kanıt ve pilot sınırlarıyla takip etmek gelir.


