Gökkuşağının altı rengi
Sayfanın başındaki resimdeki gökkuşağında altı bant var, sırasıyla: red, orange, yellow, green, blue ve purple. Çocuğunuz red, green ve blue kelimelerini zaten biliyor olabilir; yukarıdaki kartlar purple, yellow ve orange kelimelerini ekler. Her kartı dinletin, çocuğunuz o rengi resimde parmağıyla göstersin.
Sonra renkleri evde arayın. İngilizcede “orange” hem turuncu renk hem de portakal demektir.
- red: çilek
- orange: portakal
- yellow: muz
- green: yaprak
- blue: gökyüzü
- purple: patlıcan
Hangi renk eksik? Boşluk oyunu
Altı boya kalemini ya da kâğıt şeridi gökkuşağı sırasıyla dizin; resim görünür kalsın. Çocuğunuz gözlerini kapatınca bir rengi alın ve sorun: “Which colour is missing?” Çocuğunuz boşluğu bulmak için diziyi resimle karşılaştırsın.
Önce orange ile green arasındaki yellow ile başlayın. Sonra en sondan, blue’dan sonra gelen purple’ı, ardından red ile yellow arasındaki orange’ı alın. Çocuğunuz tereddüt ederse iki seçenek sunun: “Yellow or purple?”
- Rolleri değiştirin: rengi çocuğunuz saklasın, size o sorsun.
- Bilerek yanlış cevap verin, çocuğunuz sizi düzeltsin.
- Dört beş turdan sonra, oyun hâlâ eğlenceliyken bırakın.
Brown, pink ve grey: gökkuşağının etrafındaki renkler
Yukarıdaki son üç kart brown, pink ve grey kelimelerini ekler. Bu renkler gökkuşağında yok; o yüzden onlara gökkuşağının etrafında bir görev verin: kahverengi bir ağaç, pembe bir çiçek, gri bir bulut. Pembe bir kedi yaratıcı bir seçimdir, hata değil; yalnızca gökkuşağının içine girmez.
“Grey” İngiliz, “gray” Amerikan yazımıdır; ikisi de doğrudur ve aynı okunur.
Nazikçe istemek: “Purple, please?”
Küçük bir çocuğun nazikçe istemek için uzun bir cümleye ihtiyacı yok: renk ve “please” yeter. Sonu yükselen bir sesle söylenen “Purple, please?” sevimli bir soru gibi duyulur. Veren kişi uzatırken “Here you are.” der, alan kişi de “Thank you!” der.
Aşağıdaki konuşmada bir çocuk purple ister; sonra roller değişir ve öbür çocuk orange ister. Siz de çocuğunuzla aynısını yapın: önce siz isteyin, sonra o istesin; çünkü nezaketin yarısı vermektir.
Leo Purple, please?
Nia Here you are.
Leo Thank you!
Nia Orange, please?
Leo Here you are.
Nia Thank you!
Birlikte kâğıttan gökkuşağı yapın
El işi için gökkuşağı renklerinde kâğıt şeritler, ayrıca kahverengi, pembe ve gri hazırlayın. Önce “What do we need?” diye sorun ve “We need purple paper.” diye cevap verin (iki cümlenin de sesi yukarıda). Sonra gökkuşağını bant bant kurun.
Malzeme olarak “paper” kelimesinin önüne “a” gelmez: “purple paper”, ama “a purple crayon”.
- Çocuğunuz ister: “Purple paper, please.” Siz: “Here you are.” Çocuğunuz: “Thank you!”
- Çocuğunuz bandı yapıştırır, sonra isteme sırası sizdedir.
- Sonunda çocuğunuz kahverengi, pembe ya da gri bir ayrıntı ekler.
- Gökkuşağını birlikte havaya kaldırın: “Our rainbow!”
Sık yapılan hatalar ve nasıl yardım edilir
Çocuğunuz yalnızca “Purple!” derse, kusursuz bir “please” gelene kadar şeridi bekletmeyin. Nazik hâlini onun yerine siz söyleyin, “Purple, please? Here you are!”, ve uzatın.
Türkçede nezaketi çoğu zaman “verir misin?” gibi bir soru taşır; “lütfen” her istekte kullanılmaz. İngilizcede küçük bir çocuk için en kısa nazik istek, renk ve “please”tir. Bir şey uzatırken de çocuklar Türkçedeki “Al!” gibi “Take!” diyebilir; İngilizcede bu anın kalıbı “Here you are.” Elinizle gösterin: isterken “please”, verirken “Here you are.”
“Purple” ve “orange” ikişer hecelidir: PUR-ple, OR-ange. Çocuğunuz araya bir ses eklerse kartın sesini birlikte dinleyin ve iki heceyi alkışla sayın. Türkçede olmayan “th” sesi yüzünden “Thank you!” başta “tenk yu” gibi çıkabilir; bunu düzeltmeyin.
Sırada ne var?
Çocuğunuz renkleri yardımsız istemeye başlayınca bu kalıbı her yerde kullanın: oyuncaklarla “Teddy, please?”, sofrada “Water, please?”. Aile kelimeleri iyi bir sonraki konudur; aşağıdaki bağlantılarda nasıl başlayacağınızı bulabilirsiniz.

