Part 2 nasıl işler?
25 sorunun her biri kısa bir soru ya da bildirim ve ardından gelen A, B, C şeklinde üç cevaptan oluşur. Test kitapçığında cevabınızı işaretlemenizi söyleyen yönergeden başka bir şey yazmaz ve her soru bir kez çalınır. Duyduğunuz şey bir soru, rica, teklif ya da düz bir bildirim olabilir.
Sorunun odağını dinleyin
Neyin cevap sayılacağını ilk kelimeler belirler: “When” kelimesini kaçırırsanız her seçenek mümkün görünebilir. Türkçede soru kelimesi çoğu zaman fiilin hemen önünde, cümlenin ortasında ya da sonunda yer alır (“Toplantı ne zaman?”); İngilizcede ise baştadır (“When is the meeting?”). Kulağınızı ilk iki kelimeye alıştırın. Kayıtta “Who” bir kişiyi sorar; cevap “access card” ifadesini tekrar etmeden bir kişinin adını verir. İşe yarayan cevaplar çoğu zaman soruyu başka kelimelerle söyler.
- Who: bir kişi, ekip ya da görev (“The front desk handles that.”)
- When: bir saat, gün ya da koşul (“Right after the board meeting.”)
- Where: bir yer (“In the top drawer.”)
- How: bir yöntem (“By courier.”); Why: bir gerekçe, çoğu zaman “because” olmadan.
Soru Who can authorise a new access card?
Cevap Leila at the security desk handles those requests.
Dolaylı cevaplar: ne evet ne hayır
Doğru cevapların birçoğu evet/hayır sorusunu “yes” ya da “no” demeden cevaplar; bu yüzden cevabın size ne sonuç çıkarttığını sorun. Aşağıda minibüsün öğlene kadar bakımda olması sabah teslimatı imkânsız kılar, “I can bring them at two” ise bir alternatif sunar. Diğer dolaylı biçimler:
- Yönlendirme: “Do you know the Wi-Fi password?” → “Ask Daniel at reception.”
- Karşı soru: “Can you send me the file?” → “Which version?”
Soru Can you deliver the posters this morning?
Cevap The van is being serviced until noon, but I can bring them at two.
Bildirimler ve teklifler: amaca cevap verin
Bir bildirim bir sorunu haber verebilir, bir gelişmeyi paylaşabilir ya da yardım teklif edebilir; işe yarayan cevap amacına cevap verir. “I haven’t received the room-access code yet” aslında bir yardım ricasıdır, bu yüzden “I can resend the confirmation message now” uygun düşer.
- Sorun, ardından sonraki adım: “The lights in room 4 aren’t working.” → “I’ll call maintenance.”
- Haber, ardından sonucu: “The client approved the design.” → “Great, so we can start printing.”
- Teklif, ardından kabul ya da ret: “Shall I book a taxi?” → “Thanks, but I’ve already ordered one.”
Yanlış cevaplardaki tuzaklar
Şu tuzaklara dikkat edin:
- “copy” ve “coffee” gibi benzer sesler: ses benzerliği kanıt değil, uyarıdır.
- Aynı konu, cevap yok: “Has the printer been fixed?” → “I need forty copies.”
- Yanlış odak: “Where” sorusuna bir saat.
- Bilgi sorusuna evet ya da hayır: “Where is the invoice?” → “Yes, it is.”
- Olumsuz sorular: “Haven’t you sent the invoice yet?” → “No, I’ll do it after lunch” gönderilmedi demektir.
Cevapların arkasındaki dil bilgisi
Part 2’nin hızında bu yapılar otomatik olmalı:
- Can + özne + yalın fiil: “Can you deliver the samples by Friday?”; “Do you can deliver…?” değil.
- Present continuous passive: “Our van is being serviced this week”, yani minibüs şu an kullanılamaz.
- Özne olan Who “do” almaz: “Who can sign this form?”
- Beklenen bir şey için yet ile present perfect: “I haven’t received the access code yet.” Türkçedeki “henüz almadım” geçmiş zamanla kurulur; İngilizcede burada genellikle present perfect kullanılır.
- Teklif ve kontrol: “Shall I call the client?” ve yükselen tonlamayla “So we should expect them on Tuesday?”
Cevap veren siz olduğunuzda
Dolaylı cevaplar çoğu zaman kibardır ama işe yaramayabilir. Bir müşteri “Can you deliver the samples by Friday?” diye sorar. Bir koordinatör hayır demek isteyerek “Our van is being serviced this week” der. Müşteri bir gerekçe duyar, sorunun çözüldüğünü varsayar ve salıya kadar bekler. Tek bir cümle daha bunu düzeltir: “So Friday isn’t possible, but I can send them by courier on Monday. Would that work?” Bir çalışma arkadaşınızla ya da öğretmeninizle tartışın:
- Çok dolaylı olduğu için bir cevabı yanlış anladığınız oldu mu? Şunu deneyin: “I thought it meant…, but actually…”
- Net olmak bir tür kibarlık mıdır? Şunları deneyin: “In a way, yes, because…” ya da “I see it differently:…”
15 dakikalık Part 2 rutini
Herhangi bir Part 2 alıştırma setiyle her gün:
- On soruyu birer kez çalın ve metne bakmadan cevaplayın.
- Her soru biterken odağını kendinize söyleyin.
- Metinle kontrol edin ve her hatayı etiketleyin: yanlış odak, benzer ses, aynı konu ya da kaçırılan dolaylı cevap.
- Ardından üç soruya kendiniz cevap verin: bir kez doğrudan, bir kez dolaylı.
Sırada ne var?
Part 3 aynı beceriyi bütün konuşmalara uygular: kim neyi ne zaman yapmayı kabul etti? Ardından Part 4’teki kısa konuşmalar takip etmeniz gereken değişen ayrıntılar ekler.
