Görev ne istiyor?
Çoğu zaman öğrenci ya da iş arkadaşı olan iki kişi bir oda, bir broşür ya da bir konuğun gelişi gibi pratik bir mesele hakkında konuşur. Kayıt bir kez çalar; sorular sorunu, bir ayrıntıyı, konuşanın tutumunu ya da sonraki adımı sorabilir. Dinlerken aklınızda üç etiket tutun:
- Amaç, tam olarak: Net kayıt yapılacak kadar sessiz bir yer ile boş bir oda aynı şey değildir.
- Engel: Akla ilk gelen çözümü engelleyen şey; çoğu zaman but, except ya da the problem is ifadelerinden sonra gelir.
- Plan: Varılan çözüm, her parçayı kimin yapacağı ve hangi koşulla yapacağı.
Bir deneyin: boş ama yeterince sessiz olmayan bir oda
Sınavdaki gibi bir kez dinleyin; amacı, engeli ve planı etiketleyin.
Maya We need somewhere quiet to record our project introduction.
Owen The small study room is free, but its ventilation system is rather noisy.
Maya Then being free isn’t enough. We need a place where our voices will be clear.
Owen We could ask to use the meeting room after the staff session ends.
Maya Good idea. I’ll check when they finish before we move the equipment.
Öneri mi, kabul mü, üstlenilen iş mi?
Bir fikir karar değildir, bir karar da henüz yapılmış bir iş değildir. Her cümleyi diline bakarak sınıflandırın:
- Öneri: “We could ask…”, “Why don’t we…?”, “How about…?”
- Kabul: “Good idea.”, “That makes sense.”, “Agreed.”
- Taahhüt: “I’ll check when they finish.” Konuşma anında verilen karar için kullanılan will yeni bir sözü işaretler.
- Rica: “Please call the building team now.” Karşı taraf kabul edince iş onun olur.
- Kararlaştırılmamış: “Don’t announce a new start time unless we agree on one.”
- Sonradan aktarmak: “He suggested asking for the room” (suggest + -ing), “She agreed to check the time” (taahhüt), “They agreed that a room was necessary” (görüş).
Ana plan, koşul ve yedek plan
Yedek plan genellikle birinci tip koşul cümlesiyle kurulur: if + present simple, will + yalın fiil. Yalnızca koşul gerçekleşirse uygulanır; bu yüzden onu ana plandan ayrı tutun:
- Ana iş: “I’ll ask reception for the key.”
- Yedek: “If the receptionist is away, I’ll call the building manager.” Henüz kimse aramadı.
- Koşullu bir evet: “Yes, if someone can unlock the store cupboard first.”
- Sonuca bağlı görevler: “If they can unlock it early, you can test the microphone while I collect the guest.”
- Unless, if not demektir: “unless we agree on one”, anlaşma olmadan yeni başlangıç saati yok demektir.
Konuşan fikrini değiştirdiğinde
İlk tepki her zaman son tepki değildir; bu yüzden konuşmanın tamamını dinleyin:
- Yumuşayan şüphe: “Another survey?” bir itiraz gibi duyulur; formun kısa olduğu anlaşılınca aynı kişi “Four questions is more manageable.” der. Derdi iş yüküydü.
- Kalan eksik: still ve though henüz çözülmemiş olanı işaretler: “We still need clearer follow-up questions, though.”
- İma: “Collecting them is the easy part”, yorumları okuyup kullanmak için hâlâ bir plan gerektiğini söyler.
Tipik hatalar
Yanlış seçenekler çoğu zaman duyduğunuz kelimeleri tekrarlar ama onları yanlış kişiye ya da yanlış zamana bağlar. Türkçede “ona salonu ayırtmasını önerdim” dendiği için “I suggested him to book” gibi yanlış cümleler sık kurulur; bunun yerine “She suggested booking a room” deyin.
- “We could ask…” cümlesini karar sanmak.
- Yedek planı ana plana çevirmek.
- İşi yanlış kişiye vermek: I, you ve we kelimelerine dikkat edin.
- “I’ll check” dendiğinde kontrolün yapıldığını varsaymak.
15 dakikalık pratik rutini
Metni (transkripti) olan alıştırma konuşmalarını kullanın:
- Bir kez dinleyin ve yeniden dinlemeden önce soruları cevaplayın.
- İkinci dinleyişte kimin neyi, hangi koşulla yapacağını not edin.
- Transkriptte önerileri, taahhütleri, if ve unless kelimelerini işaretleyin; her cevabın dayandığı cümleyi bulun.
- Planı suggested, agreed to ve will kullanarak yüksek sesle özetleyin.
Sonraki adım
Bir konuşmanın planını tek dinleyişte birine aktarabildiğinizde duyurulara ve akademik konuşmalara geçin. Konuşma pratiği için şu soruyu tartışın: “Should every task at work have one named owner?”
