Dört bölümlü kısa bir davet e-postası
Etkinliği, tarihi, bir nedeni ve buluşma planını bu sırayla verin:
- “Hi Sam,” – selamlama; arkadaşa “Dear” gerekmez
- “There’s a jazz concert at the Riverside Café on Saturday the twenty-second.” – etkinlik ve tarih
- “I want to go because the saxophonist is fantastic.” – “because” ile tek bir neden
- “Would you like to come with us? We can meet at the entrance at seven.” – davet ve buluşma planı
- “See you, Ana” – samimi kapanış
Tarih söyleme ve yazma: sıra sayıları
Türkçede “21 Haziran” düz sayıyla okunur; İngilizcede tarih sıra sayısıyla söylenir. Çoğu sıra sayısı -th alır; yirmiden sonra son rakam belirler: “twenty-first”, “twenty-second”, “twenty-third”.
- “first” (1st), “second” (2nd), “third” (3rd) – düzensiz
- “fifth” (5th), “eighth” (8th), “ninth” (9th) – yazılışa dikkat
- “eleventh” (11th), “twelfth” (12th), “thirteenth” (13th) – hep -th: 11st, 12nd olmaz
- “twentieth” (20th), “twenty-first” (21st), “twenty-second” (22nd), “twenty-third” (23rd) – son rakam belirler
- “thirtieth” (30th), “thirty-first” (31st) – -ty, -tieth olur
- Söyleyiş: “the twenty-first of June” (daha çok İngiliz) ya da “June twenty-first” (daha çok Amerikan). Yazılış: 21 June ya da June 21.
- Gün ve tarih için “on”, ay için “in”, saat için “at”: “on the twenty-first”, “in June”, “at seven”.
- “third” ve “thirteenth”teki “th” Türkçede yok: dilinizin ucu dişlerinizin arasında olsun; t ya da s gibi söylemeyin.
Neleri sevdiğinizi anlatma: like, love, don’t mind, hate + -ing
“Dans etmeyi severim” cümlesindeki -meyi ekinin karşılığı burada -ing’dir: “I like dancing.” Müzik türü gibi şeyler için isim yeter: “I like jazz.”
- “I love dancing.” – çok olumlu
- “I really like listening to live music.” – olumlu
- “I don’t mind travelling on a Friday.” – bana uyar
- “I don’t like waiting.” – olumsuz
- “I hate being late.” – çok olumsuz
- “I like to dance” de duyarsınız; ikisi de doğru. “enjoy” ve “don’t mind”dan sonra yalnızca -ing gelir.
- “Would you like to come?” bir davettir; “Do you like jazz?” ise genel zevkinizi sorar.
be ve do ile sorular
İsim, sıfat ya da yerden önce “be” (is, are), eylem fiilinden önce “do” ya da “does” kullanın. Türkçedeki “mı” ekinin işini İngilizcede başa gelen bu yardımcı fiil yapar.
- “Is she a musician?” – “Yes, she is.”
- “Are you free on Saturday?” – “Yes, I am.”
- “Does she play jazz?” – “No, she doesn’t.”
- “What time does the concert start?” – “At eight.”
- “What kind of music do you like?” – “I really like jazz. It’s fantastic.”
Kısa bir konuşma: “I can’t go then”
Maya folk müziği seviyor, ama tarih uymuyor; bu yüzden başka bir etkinlik öneriyor. “I can’t go then” zevkle değil, zamanla ilgilidir. Dinleyin, sonra Maya’nın cümlelerini kendi tarihlerinizle söyleyin.
Owen Do you like listening to folk music?
Maya Yes, and I love dancing.
Owen The folk night is on Friday the twenty-first.
Maya I can't go then. What about jazz on the twenty-third?
Owen Perfect. The saxophonist is fantastic.
Müzik kelimeleri: türler, çalgılar ve müzisyenler
Müzik türleri artikelsiz kullanılır: “I like jazz.” Çalgılar genelde “the” alır: “She plays the violin.”
- “jazz”, “folk”, “pop”, “hip hop”, “reggae”, “classical music” – başlarına “the” gelmez
- “guitar” → “guitarist”, “piano” → “pianist”, “violin” → “violinist” – -ist eki
- “saxophone” → “saxophonist” – İngiliz İngilizcesinde vurgu kayar: SAX-o-phone, sax-OPH-o-nist
- “drums” → “drummer”, “trumpet” → “trumpeter” – -er eki
- “bass” → “bass player”, “keyboard” → “keyboard player” – “player” kullanılır
- “folk” kelimesinde l okunmaz.
Sık yapılan hatalar
Hepsinin kolay bir düzeltmesi var:
- “the twenty-one of June” → “the twenty-first of June”
- “21th”, “11st” → 21st; ama 11th, 12th, 13th
- “in Friday” → “on Friday”
- “I like listen to jazz.” “I don’t mind to travel.” → “I like listening to jazz.” “I don’t mind travelling.”
- “Do you are free?” “Is she play jazz?” → “Are you free?” “Does she play jazz?”
- “Come with we.” “I like she.” → “Come with us.” “I like her.” Türkçedeki “onu” him, her ve it’in üçünü de karşılar; İngilizcede kişiye göre seçin.
- Sorun tarihken “I don’t like folk” demek. Zaman için “I can’t go then” deyin.
Günde 10 dakikalık pratik
Her şeyi sesli söyleyin.
- 2 dakika: Konuşmayı dinleyin ve her cümleyi tekrar edin.
- 2 dakika: Takviminizden beş tarihi sesli okuyun: “My birthday is on the twelfth of May.”
- 3 dakika: Yakınınızdaki gerçek bir etkinlik için dört bölümlü bir e-posta yazın.
- 3 dakika: Sesli cevap verin: “What kind of music do you like?” “Are you free on the twenty-first?”
Sonraki adım
Sonra geçmişe geçin: unutulmaz bir akşamı bir arkadaşınıza “first”, “then” ve “after that” ile sırasıyla anlatın.
