Her tavsiye için üç sınama
Deneyimin bir kör noktası vardır: Çoğunlukla işleri yolunda gitmiş insanları dinleriz; aynı şeyi yapıp başarısız olanları pek duymayız.
- Koşullar: “What would have to be true for that advice to be wrong here?”
- Çıkarlar, suçlamadan sorulur: “Would your own organisation be affected by what we decide?”
- Kanıt: “Has it ever gone wrong for someone in a different position?”
- Sonra geçerli olanı kabul edin: “There’s a case for a detailed budget, but it shouldn’t be the only test for first-time applicants.”
Dinleyin: Çıkarı olan birinden makul bir tavsiye
Bir sanat fonu, özenle hazırlanmış bir tiyatro başvurusu ile gençlerin kaba taslak bir planı arasında seçim yapmak zorunda. İlk tavsiyeye neden temkinle yaklaşılıyor?
“Sensible, but her company would have gained…” cümlesine dikkat edin: önce kabul, sonra çıkar.
Maya I asked the theatre director for advice. She said we should demand a detailed budget. Sensible, but her company would have gained the main grant if the teenagers failed.
Owen So you sought a second view?
Maya Yes. A retired youth worker suggested that the teenagers advise us on one smaller problem: preventing noise complaints.
Önce kabul, sonra sınır: işlevine göre kalıplar
Türkçede “haklısın ama” neredeyse her kabulü karşılar; İngilizcede ne kadar kabul ettiğinizi kalıp seçimi gösterir. Akıcı konuşanlar “I disagree” deyip bırakmaz, geçerli olanı kabul edip gerisini daraltır. “That rather depends on…” kalıbındaki rather “bir ölçüde” demektir, tercih bildirmez.
- Bir noktayı kısmen kabul etmek: “Up to a point, but…” “There’s a case for…, but…”
- Koşula bağlamak: “That rather depends on whether people already trust you.”
- Konuyu yeniden çerçevelemek: “It’s not so much bad advice as advice without its conditions.”
- Akıl yürütmeye itiraz etmek: “The flaw in that argument is that we only hear from the people it worked for.”
Will, would, should ve shall: tutum ve zaman
Her modal birden fazla iş görür. Türkçedeki -meli hem should hem must karşılığıdır; tavsiyede must çoğu zaman fazla sert durur. Hızlı konuşmada have kısalır: should’ve /ʃʊdəv/, would’ve /wʊdəv/.
- Temkinli bir görüş için would: “I would suggest a shorter pilot.”
- Tipik davranış için will: “New staff will often ask for a neat answer.”
- Tavsiye için should, geçmişe yönelik eleştiri için should have, yani “söylemeliydin”: “You should disclose the conflict.” “You should have told me it only works when people already trust you.”
- Teklif ve öneri için shall: “Shall I tell you what I did, or shall we work out what you should do?”
- Modalden sonra gelen mastar zamanı ve çatıyı gösterir: “may leave” (şimdi ya da sonra), “may have left” (geçmiş: “gitmiş olabilir”), “may be leaving” (süren: “gidiyor olabilir”), “may have been waiting” (bir süre boyunca devam eden), “should be signed; should have been signed” (edilgen).
Tavsiye veren siz olduğunuzda
Başkalarının sınayabileceği tavsiyeler verin: ne yaptığınızı anlatın, kendi çıkarınızı söyleyin ve her öneriyi bir koşula bağlayın.
- Çıkarınız: “I’d rather you didn’t reorganise the night shift, and you should know that part of the reason is that I designed it.”
- Güvenceli işinden ayrılıp bir kooperatifi yönetmeyi düşünen bir arkadaşa iki koşullu öneri: “If the cooperative can show a year of steady orders, I’d take the offer seriously.” “If your savings only cover four months, I’d ask for a trial period before resigning.”
Tartışma soruları
Bir gerekçe, bir örnek ve yukarıdaki kalıplardan biriyle sesli cevaplayın.
- “Should managers and mentors say openly what they gain from the advice they give? Would it make them more or less persuasive?”
- “In a crisis, is a confident instruction more responsible than carefully qualified advice? Where would you draw the line?”
- “If we mostly hear from people who succeeded, can we ever learn reliably from other people’s experience?”
Sık yapılan hatalar
Kayıtlarınızda bunlara dikkat edin:
- Çıkarı kanıt saymak: Çıkar, tavsiyeyi sınamak için bir nedendir; tavsiyenin yanlış olduğunu kanıtlamaz.
- “I’d rather you don’t change it.” Would rather’dan sonra yeni bir özne gelirse geçmiş biçim kullanılır: “I’d rather you didn’t change it.” Türkçedeki “değiştirmemeni tercih ederim” bu ipucunu vermez.
- Haksız bir should have: Bunu yalnızca kişi o anda bilebilecek durumdaydıysa kullanın.
- Her cümleyi yumuşatıp sonunda hiç tavsiye vermemek.
Günde 15 dakikalık pratik
Bütün hafta gerçek bir kararla çalışın.
- 3 dakika: Konuşmayı dinleyin; her tavsiye verenin ne kazanabileceğini söyleyin.
- 4 dakika: Yakın zamanda aldığınız bir tavsiyeyi üç sınamadan geçirin.
- 5 dakika: Bir tartışma sorusunu sesli cevaplayıp kaydedin.
- 3 dakika: İki koşullu öneri yazın.
Sonraki adım
C1+ seviyesinde sırada şunlar var: geçmiş bir başarıyı anlatırken could ile was able to farkı, sahneleme tercihini açıklayan bir tiyatro eleştirisi ve terfideki eşitsizlik üzerine bir neden-sonuç makalesi. C1 seviyesinde ise başarılarınızı kanıtlayan bir başvuru e-postası yazın.

