Dengeli bir anlatım için dört adım
Adil bir anlatım, yargınızın nasıl oluştuğunu gösterir; böylece dinleyen onu izleyebilir. Dört adımı kullanın:
- Bir güçlü yanı ve bir gerilimi kabul edin: “She is meticulous, although her questions can stall a meeting.”
- Tek bir olayı dönüm noktası yapın: “My view changed during the quarterly forecast.”
- İki eylemi ve sonucunu verin: “She noticed that two regions counted customers differently and rebuilt the comparison, so we corrected the forecast before it left the team.”
- Kapanışı ölçülü tutun: “Meetings with her still take longer, but our figures are safer because of it.”
Dinleyin: yargıyı değiştiren olay
Bir ekip lideri, analistini anlatıyor. Bedeli, dönüm noktası olan olayı ve sondaki öneriyi dinleyin.
“which can stall a meeting” içindeki which, önceki cümlenin tamamını işaret eder; Türkçedeki “bu da toplantıyı tıkayabiliyor” yapısının karşılığıdır. Virgülden sonra which’in yerine asla that gelmez. Öte yandan “so we corrected the forecast before presenting it” keşfi sonucuna bağlar.
Maya My analyst questions every estimate, which can stall a meeting.
Owen What event showed that the questioning had value?
Maya She found that two regions used different definitions, so we corrected the forecast before presenting it.
Owen Then close with a judgement that keeps both the value and the cost visible.
İş ilişkileri için get’li phrasal verb’ler
Get’in Türkçede tek bir karşılığı yoktur; anlamı arkasından gelen kelime belirler. “İyi anlaşıyoruz” için “We get on well.”, “onu zamanla tanıdım” için “I got to know her.” denir. Her ifadeyi tamamlayıcısıyla öğrenin:
- Get on with + kişi, iyi anlaşmak; + iş, işe devam etmek: “Maya gets on with Owen, although she needs to get on with the invoices.”
- Get to know, zamanla tanımak: “They got to know each other while sharing a temporary workshop.”
- Get through to, birine ulaşmak ya da derdini anlatabilmek: “I finally got through to the insurer, but I could not get through to its impatient agent.”
- Get over, bir aksiliği atlatmak: “It took Owen a week to get over the rejected funding bid.”
- Get someone down, birinin moralini bozmak; nesne ortaya girer: “Uncertainty about the lease was getting Maya down.”
- Get away with + -ing, yaptığı yanlış yanına kâr kalmak: “No exhibitor should get away with concealing damage.”
İki tarafı da görünür tutan ifadeler
Bu ifadeler, kendi görüşünüzden vazgeçmeden bir noktayı kabul etmenizi sağlar. Türkçedeki “-mesine rağmen” yüzünden despite’tan sonra özne ve fiil getirmek sık görülür; despite’tan sonra isim ya da -ing, although’dan sonra tam cümle gelir:
- Although + cümle, despite + isim ya da -ing: “Although she can be exhausting, I trust her figures.” “Despite slowing us down, her checks have saved us twice.”
- Admittedly … even so: “Admittedly, she slows meetings down. Even so, her review protects us.”
- That said, bilinçli bir dengeleme hamlesi: “She is very careful. That said, not every estimate needs a debate.”
- To be fair, kendi şikâyetinize karşı bir not: “To be fair, she always explains why she is asking.”
- I wouldn’t go that far, abartılı bir yargıyı reddetmek: “Impossible to work with? I wouldn’t go that far.”
Ton: aynı kelimeler, farklı tutum
Sıcak bir sesle söylenen to be fair adil duyulur; alaycı bir sesle söylenirse yeni bir şikâyete dönüşür. I wouldn’t go that far derken far kelimesini vurgulayın. Hiçbir ezgi kalıbının tek ve sabit bir anlamı yoktur, ama bunlar tipiktir:
- Kuşkulu, soru gibi yükselen ezgi: “The repair will only take an hour? Really?”
- Anlayışlı, daha yavaş ve sıcak bir alçalma: “That must have been extremely difficult.”
Tartışılacak sorular
Bir gerekçe ve bir örnekle sesli cevaplayın:
- “Is a colleague who slows decisions down always a problem?”
- “Should a reference mention a person’s weaknesses?”
- “Can you respect someone you do not enjoy working with?”
Sık yapılan hatalar
Anlatımınızda bunları kontrol edin:
- “I get on good with him.” Doğrusu: “I get on well with him.”
- “The delays get down me.” Doğrusu: “The delays get me down.”
- “He got away to ignore the report.” Doğrusu: “He got away with ignoring the report.”
- “I knew her better during the project.” Zamanla olan bir değişim için: “I got to know her better.”
- “I have two evidences.” Türkçede “iki kanıt” denir ama İngilizcede evidence sayılamaz: “two pieces of evidence”.
Günde 15 dakikalık pratik
Bütün hafta gerçek bir iş ilişkisiyle çalışın.
- 3 dakika: Get kartlarını dinleyin ve kendinizle ilgili üç doğru cümle kurun.
- 5 dakika: Anlatımınızı dört adımla sesli yapın ve kaydedin.
- 4 dakika: Kayıtta iki kanıt, bir sonuç ve ölçülü bir kapanış olup olmadığını dinleyin.
- 3 dakika: To be fair ve that said ifadelerini önce sıcak, sonra sert bir tonla söyleyin.
- Cuma: Bütün anlatımı notsuz, iki dakikada yapın.
Sonraki adım
Sırada aynı dengeyi yazıya taşımak var: akıllı telefon öncelikli kamu hizmetleri üzerine dengeli bir makale ya da anlamı değişen bir anı yazısı. Ardından bir spoiler uyarısının sonun ne kadarını açık etmesi gerektiğine karar verin.
