İngilizcedeki “So” Kelimesinin 10 Farklı Kullanımı

“So” İngilizcede bağlaç olarak sonuç, zarf olarak derece bildirebilir; “so that” ve “so as to” gibi yapılarda amaç anlatımında kullanılabilir. Ayrıca “I think so” gibi yapılarda daha önce söylenen bir düşüncenin yerine geçebilir. En sık karşılaşılan yapılar arasında so that, so as to, so do I, so-so, so far, even so ve so what? bulunur.
Telaffuz Notu:
“So”, Britanya İngilizcesinde /səʊ/, Amerikan İngilizcesinde ise /soʊ/ şeklinde telaffuz edilir. “So-so” ifadesinde iki “so” da açık biçimde söylenir. Vurgu kullanım biçimine göre değişebildiğinden ifadeyi tek bir sabit vurgu kuralıyla öğrenmek yerine doğal telaffuzunu dinlemek daha doğru olur.
İngilizcede yalnızca iki harften oluşmasına rağmen birçok farklı işlev üstlenen “so” kelimesi, İngilizce öğrenenlerin sık karşılaştığı sözcüklerden biridir. Hem resmî hem de gayriresmî bağlamlarda kullanılabilen “so”nun anlamı ve cümledeki görevi, içinde bulunduğu yapıya göre değişebilir.
“So” kelimesi, İngilizce gramer yapıları içinde temel olarak zarf ve bağlaç görevlerinde kullanılabilir. Bazı yapılarda ise daha önce söylenen bir ifade ya da cümlenin içeriğini tekrar etmemek için onun yerine geçen bir öğe olarak görev yapabilir. Ancak “so” kelimesinin kullanımları bunlarla sınırlı değildir.
Şimdi “so” kelimesinin 10 farklı kullanımını ve günlük İngilizcede sık karşılaşabileceğiniz diğer önemli kalıpları örneklerle inceleyelim.
İçindekiler
1. Bağlaç Olarak “So” Kullanımı
“So” kelimesinin en yaygın kullanımlarından biri, bir durumun sonucunu ifade eden bağlaç görevidir. Bu kullanımda önce neden veya durum, ardından “so” ile bu durumun sonucu gelir.
- It was raining, so we stayed inside.
Yağmur yağıyordu, bu yüzden içeride kaldık. - I forgot my umbrella, so I got wet.
Şemsiyemi unuttum, bu yüzden ıslandım.
Bu kullanımda “so”, Türkçeye çoğunlukla “bu yüzden”, “dolayısıyla”, “bu nedenle” gibi ifadelerle çevrilebilir.
“So”, önceki cümlede verilen bilginin sonucunu göstermek üzere yeni bir cümlenin başında da kullanılabilir:
- The train was cancelled. So we took a bus instead.
Tren iptal edildi. Bu yüzden onun yerine otobüse bindik.
Burada önemli olan nokta, nedenin önce, sonucun ise “so” ile başlayan bölümde verilmesidir.
2. Amaç Bildiren “So” ve “So That” Kullanımı
“So” yalnızca sonuç değil, bir eylemin hangi amaçla yapıldığını anlatmak için de kullanılabilir. Bu kullanımda so veya so that yapısından sonra bir özne ve çekimli fiil gelir.
Ana cümle + so (that) + özne + fiil
- I took the fast train so I could get home early.
Eve erken varabilmek için hızlı trene bindim. - I'm making it as clear as possible so that you understand.
Anlaman için bunu mümkün olduğunca açık anlatıyorum. - We need to arrive early so that we can get a good place.
İyi bir yer bulabilmek için erken varmamız gerekiyor.
Bazı cümlelerde that kullanılmayabilir:
- I took an umbrella so I wouldn't get wet.
Islanmamak için yanıma şemsiye aldım.
Dolayısıyla “so”nun sonuç mu yoksa amaç mı bildirdiğini anlamak için cümlenin tamamına ve bağlama bakmak gerekir.
Karşılaştıralım:
- It was raining, so we stayed inside.
Yağmur yağıyordu, bu yüzden içeride kaldık. → Sonuç - I spoke slowly so everyone could understand.
Herkes anlayabilsin diye yavaş konuştum. → Amaç
3. “So As To” ile Amaç Bildirme
So as to + fiilin yalın hâli, bir eylemin hangi amaçla gerçekleştirildiğini belirtmek için kullanılır. Türkçeye genellikle “-mek/-mak için” şeklinde çevrilir.
so as to + verb
- We left early so as to avoid the traffic.
Trafikten kaçınmak için erken çıktık. - She spoke clearly so as to avoid any misunderstanding.
Herhangi bir yanlış anlaşılmayı önlemek için açık bir şekilde konuştu.
“So As Not To” Kullanımı
Bir şeyin gerçekleşmesini önleme amacı anlatıldığında ise so as not to kullanılır:
so as not to + verb
- I left early so as not to miss the train.
Treni kaçırmamak için erken çıktım. - They spoke quietly so as not to wake the children.
Çocukları uyandırmamak için sessizce konuştular.
Bu yapıda standart kelime sırası şöyledir:
so as not to miss
“So as to” yapısı, özellikle daha dikkatli veya yapılandırılmış anlatımlarda karşınıza çıkabilir. Günlük İngilizcede aynı amaç çoğu zaman daha kısa to + fiil ya da so (that) + cümle yapılarıyla da ifade edilir.
4. “So Do I / So Did He”: “Ben de / O da” Anlamında Kullanım
“So”, olumlu bir cümlede söylenen durumun başka bir kişi için de geçerli olduğunu belirtmek için kullanılabilir.
Türkçede bağlama göre “ben de”, “o da”, “biz de” gibi ifadelerle karşılanır.
Bu kullanımda kelime sırası şöyledir:
So + yardımcı fiil / be / modal fiil + özne
- I love Italian food. — So do I.
İtalyan yemeklerini seviyorum. — Ben de. - She is tired. — So am I.
O yorgun. — Ben de. - I've finished my work. — So have I.
İşimi bitirdim. — Ben de. - He can swim very well. — So can she.
O çok iyi yüzebiliyor. — O da.
Simple present ve simple past yapılarda gerektiğinde do, does veya did kullanılır:
- I like coffee. — So do I.
- She went to London last year. — So did I.
Bir başka örnek:
- I once lived in Singapore, and so did my fiancée.
Bir zamanlar Singapur'da yaşadım; nişanlım da orada yaşamıştı.
Olumsuz Cümlelerde: “Neither Do I”
Önceki cümle olumsuzsa aynı anlam için genellikle so değil, neither veya nor kullanılır.
Neither / Nor + yardımcı fiil / be / modal fiil + özne
- I don't like cold weather. — Neither do I.
Soğuk havayı sevmiyorum. — Ben de. - She isn't ready. — Neither am I.
O hazır değil. — Ben de. - He can't drive. — Neither can I.
O araba kullanamıyor. — Ben de.
Kısacası:
So do I. → olumlu ifadeye katılma
Neither do I. → olumsuz ifadeye katılma
Buradaki “so”nun anlamı “dahi/bile” değildir. Yapının Türkçedeki doğal karşılığı bağlama göre “ben de / o da” şeklindedir.
5. Derece Bildiren “So” Kullanımı
“So”, bir sıfatın veya zarfın derecesini artırmak için de kullanılır.
so + adjective / adverb
Bu kullanımda Türkçeye çoğunlukla “çok”, “o kadar” gibi ifadelerle çevrilebilir.
- This ice cream is so delicious.
Bu dondurma çok lezzetli. - She spoke so quietly that I could hardly hear her.
O kadar sessiz konuştu ki onu zar zor duyabildim.
“So” özellikle so ... that yapısında bir durumun derecesini ve bunun sonucunu birlikte gösterebilir:
- The computer is so old that it breaks down twice a week.
Bilgisayar o kadar eski ki haftada iki kez bozuluyor.
Burada:
so + sıfat/zarf + that + sonuç
yapısı bulunur.
Dolayısıyla “so”, kendi başına pozitif veya negatif anlam taşıyan bir kelime değildir. Vurgulanan sıfatın veya zarfın anlamına göre farklı bağlamlarda kullanılabilir.

6. Önceki İfadenin Yerine Geçen “So” ve Yaygın Konuşma Kalıpları
“So”, bazı yapılarda daha önce söylenen bir düşünceyi veya cümlenin tamamını tekrar etmek yerine onun yerine kullanılabilir.
Bu kullanım özellikle think, believe, suppose, hope, expect, say ve tell gibi fiillerle karşımıza çıkabilir.
- Is Emma coming to the meeting? — I think so.
Emma toplantıya geliyor mu? — Sanırım evet.
Buradaki “so”, “Emma'nın toplantıya geleceğini” tekrar söylemeye gerek bırakmaz.
- The train is going to be late. They told me so at the station.
Trenin gecikeceğini istasyonda bana söylediler.
Burada da “so”, daha önce verilen bilginin yerine geçer.
“I Think So” Ne Demek?
I think so, bir şeyin doğru veya gerçekleşecek olduğunu düşündüğümüzü ifade eden çok yaygın bir kalıptır.
Türkçede bağlama göre:
- Sanırım öyle.
- Sanırım evet.
- Öyle düşünüyorum.
gibi karşılıklar alabilir.
- Will they arrive before six? — I think so.
Saat altıdan önce gelirler mi? — Sanırım evet.
Olumsuz düşünce belirtmek için ise:
- Is this the right address? — I don't think so.
Bu doğru adres mi? — Sanmıyorum.
kullanılabilir.
“If You Say So” Ne Demek?
If you say so, temel olarak “sen öyle diyorsan” anlamına gelir.
Ancak İngilizcede bağlama uygun ifade ve cümle kalıplarında olduğu gibi, bağlama ve ses tonuna göre konuşanın karşısındaki kişinin söylediğini tam olarak benimsemediğini, şüphe duyduğunu veya isteksizce kabul ettiğini de gösterebilir.
- This is definitely the quickest way. — If you say so.
Bu kesinlikle en hızlı yol. — Sen öyle diyorsan.
Bu nedenle “if you say so”, her zaman güçlü veya içten bir onay ifadesi değildir.
“Quite So” Ne Demek?
Quite so, söylenen bir düşünceye katılmak veya onu doğrulamak için kullanılabilir.
Türkçede:
- Aynen öyle.
- Kesinlikle.
- Tam olarak öyle.
gibi karşılıklar alabilir.
- We need more time to make the right decision. — Quite so.
Doğru kararı vermek için daha fazla zamana ihtiyacımız var. — Aynen öyle.
“Quite so” özellikle Britanya İngilizcesinde görülür ve görece resmî bir ifade olarak kullanılabilir.
Günlük İngilizcede “So” Kullanımları
7. “So-and-so” Ne Demek?
So-and-so, günlük ve gayriresmî İngilizcede kullanılan tireli bir ifadedir. İki temel kullanım biçimi vardır.
1. Adı Belirtilmeyen veya Hatırlanmayan Kişi ya da Şey
Bir kişinin veya şeyin gerçek adını söylemek istemediğimizde, hatırlamadığımızda ya da adın önemli olmadığı durumlarda kullanılabilir.
Bu kullanım kendi başına olumsuz değildir.
- So-and-so from the office called you this morning.
Bu sabah ofisten falanca kişi seni aradı. - She said that so-and-so was getting married.
Falanca kişinin evleneceğini söyledi.
Bu kullanım Türkçedeki “falanca”, “filanca”, “falan kişi” gibi ifadelere benzer.
2. Hoşlanılmayan Bir Kişiden Söz Etme
“So-and-so”, konuşanın hoşlanmadığı veya davranışını eleştirdiği bir kişiden söz ederken de kullanılabilir.
- He's a lazy so-and-so.
Ne tembel biri.
Bu kullanım olumsuz bir ton taşıyabilir ve bazen daha sert bir söz kullanmaktan kaçınmanın daha yumuşak bir yolu olarak tercih edilir.
Dolayısıyla “so-and-so”nun olumsuz olup olmadığı bağlamdan ve konuşanın tonundan anlaşılır.
Yazım Notu: Standart yazımı so-and-so, çoğul biçimi ise so-and-sos şeklindedir.
8. “So-so” Ne Demek?
So-so, gayriresmî İngilizcede bir şeyin ne özellikle iyi ne de özellikle kötü olduğunu ifade eder.
Türkçede bağlama göre:
- eh işte
- şöyle böyle
- idare eder
gibi karşılıklar kullanılabilir.
- How was the film? — So-so.
Film nasıldı? — Eh işte. - I'm feeling so-so today.
Bugün kendimi ne iyi ne kötü hissediyorum.
“So-so” özellikle konuşma dilinde değerlendirme yaparken sık karşılaşabileceğiniz kısa bir ifadedir.
9. Konuşmayı Başlatan ve Yönlendiren “So” Kullanımı
“So”, günlük İngilizcede yalnızca cümleleri birbirine bağlamaz. Özellikle konuşma dilinde bir söylem belirleyicisi olarak konuşmayı başlatmak, yeni bir konuya geçmek, konuşmayı yeniden yönlendirmek, önce söylenenleri özetlemek veya konuşmanın devamını istemek için kullanılabilir.
Bu kullanımlarda “so”nun Türkçede tek ve sabit bir karşılığı yoktur.
Bağlama göre:
- peki
- öyleyse
- yani
- şimdi
gibi ifadeler kullanılabilir veya Türkçeye ayrıca çevrilmeyebilir.
Konuşmayı veya Bir Soruyu Başlatmak
- So, what do you do for a living?
Peki, ne iş yapıyorsunuz? - So, what time does the meeting start?
Peki, toplantı saat kaçta başlıyor?
Buradaki “so”, sebep-sonuç ilişkisi kurmaz; konuşmayı başlatmaya veya dikkati belirli bir noktaya yöneltmeye yardımcı olur.
Konuyu Değiştirmek veya Konuşmayı Yeniden Yönlendirmek
- So, anyway, let's get back to the main point.
Neyse, asıl konuya dönelim. - So, let's move on to the next question.
Peki, bir sonraki soruya geçelim.
Söylenenleri Özetlemek
- So, that's basically it.
Yani, genel olarak mesele bu. - So, we've covered the main points.
Böylece ana noktaları ele almış olduk.
Konuşmanın Devamını veya Sonucu Sormak
- So, what happened next?
Peki, sonra ne oldu? - So, did you get the job?
Peki, işi alabildin mi?
Bu tür kullanımlarda tonlama ve kısa duraklamalar da konuşmacının niyetini anlamada etkili olabilir.
10. “More So” ve “Less So” Kullanımı
“More so” ve “less so”, daha önce belirtilen bir özelliğin başka bir kişi veya şey için daha fazla ya da daha az geçerli olduğunu ifade eder.
Buradaki “so”, önce söylenen özelliği tekrar etmememizi sağlar.
- The kitchen is old-fashioned; the living room even more so.
Mutfak eski moda; salon ise daha da eski moda.
Buradaki more so, “more old-fashioned” anlamını tekrar etmeden ifade eder.
- My old office was very dark; my new office is less so.
Eski ofisim çok karanlıktı; yeni ofisim ise o kadar karanlık değil.
Burada da less so, daha önce belirtilen “dark” özelliğinin yeni ofis için daha düşük derecede geçerli olduğunu gösterir.
İngilizcede Sık Kullanılan Diğer “So” Kalıpları
“So” kelimesi bu 10 temel kullanımın dışında da birçok yaygın İngilizce kalıbın parçasıdır. Bu ifadeleri tek tek kelimelere ayırmak yerine bir bütün olarak öğrenmek daha doğru olacaktır.
“So Far” Ne Demek?
So far, “şimdiye kadar” veya “şu ana kadar” anlamına gelir.
- So far, everything is going well.
Şimdiye kadar her şey yolunda gidiyor. - I've read three chapters so far.
Şu ana kadar üç bölüm okudum.
Yaygın bir başka kalıp:
So far, so good.
Türkçede:
“Şu ana kadar her şey yolunda.”
anlamına gelir.
“Or So” Ne Demek?
Or so, bir sayı, miktar veya süreye yaklaşık değer vermek için kullanılır.
Türkçeye:
- yaklaşık
- aşağı yukarı
- kadar
şeklinde çevrilebilir.
- It'll take ten minutes or so.
Yaklaşık on dakika sürer. - There were twenty people or so at the meeting.
Toplantıda aşağı yukarı yirmi kişi vardı.
“Or so”, yaklaşık olduğu belirtilen sayı veya miktardan sonra gelir.
“And So On / And So Forth” Ne Demek?
And so on ve and so forth, verilen örneklere benzer başka şeylerin de bulunduğunu anlatır.
Türkçede:
- ve benzeri
- vesaire
- ve böyle devam eder
gibi karşılıklar kullanılabilir.
- We talked about work, family, travel, and so on.
İş, aile, seyahat ve benzeri konular hakkında konuştuk. - The course covers grammar, vocabulary, pronunciation, and so forth.
Kurs; dil bilgisi, kelime bilgisi, telaffuz ve benzeri konuları kapsıyor.
“Even So” Ne Demek?
Even so, daha önce söylenen bir bilgiye rağmen farklı bir durumun geçerli olduğunu belirtir.
Türkçede “yine de” veya “buna rağmen” anlamına gelir.
- The journey was long. Even so, we enjoyed every minute of it.
Yolculuk uzundu. Buna rağmen her dakikasından keyif aldık. - She was tired, but even so, she finished the report.
Yorgundu ama yine de raporu tamamladı.
“Not So Much … As …” Ne Demek?
Not so much A as B, bir durumu A'dan çok B olarak tanımlamak için kullanılan bir yapıdır.
Türkçede:
- A'dan çok B
- A'dan ziyade B
- A değil de daha çok B
gibi karşılıklar kullanılabilir.
- He's not so much angry as disappointed.
Kızgın olmaktan çok hayal kırıklığına uğramış durumda. - The problem is not so much the cost as the time it takes.
Sorun maliyetten ziyade ne kadar zaman aldığı.
Bu yapıda amaç her zaman A'yı tamamen reddetmek değildir; çoğunlukla B'nin durumu daha doğru tanımladığını vurgulamaktır.
“So What?” Ne Demek?
So what?, günlük ve gayriresmî İngilizcede bir durumun önemli olmadığını veya konuşanın bunu önemsemediğini ifade edebilir.
Türkçede:
- Ne olmuş?
- Ne olmuş yani?
- Eee, ne var bunda?
gibi karşılıklar alabilir.
- He's going to be angry. — So what?
Kızacak. — Ne olmuş yani? - So what if we make a mistake? We can try again.
Hata yaparsak ne olmuş? Tekrar deneyebiliriz.
Kullanım Notu: “So what?” oldukça doğrudan bir ifadedir. Ses tonuna ve bağlama göre umursamaz, küçümseyici veya kaba duyulabilir.
“So to Speak” Ne Demek?
So to speak, kullanılan ifadenin tamamen kelimesi kelimesine değil, mecazi veya yaklaşık bir anlamda değerlendirilmesini istediğimizi belirtir.
Türkçede:
- tabiri caizse
- deyim yerindeyse
- bir bakıma
gibi karşılıklar kullanılabilir.
- He's the captain of the team, so to speak.
Tabiri caizse takımın kaptanı o. - We had to start from scratch, so to speak.
Deyim yerindeyse sıfırdan başlamak zorunda kaldık.
“So” Kullanımları: Hızlı Özet Tablosu
“So”nun anlamı yalnızca kelimeye bakılarak belirlenemez. It was raining, so... yapısında sonuç; so that... yapısında amaç; so do I yapısında “ben de”; so + sıfat/zarf yapısında derece bildirir. I think so gibi yapılarda ise daha önce söylenen düşüncenin tekrarını önler. Bu nedenle “so”yu tek bir Türkçe karşılıkla değil, kullanıldığı yapıyla birlikte öğrenmek daha doğrudur.
Özet
“So”, İngilizcede tek bir anlama veya dil bilgisel göreve sahip değildir. Bağlaç olarak sonuç, zarf olarak derece bildirebilir; “so that” ve “so as to” gibi yapılarda amaç anlatımına katkı sağlar. “So do I” yapısında aynı durumun başka biri için de geçerli olduğunu gösterirken “I think so” gibi ifadelerde daha önce söylenen bir düşüncenin tekrar edilmesini önler.
“So-and-so”, “so-so”, “so far”, “or so”, “even so”, “so what?” ve “so to speak” gibi kalıplarda ise farklı anlamlar kazanır.
Bu nedenle “so” kelimesini Türkçede tek bir karşılıkla ezberlemek yerine kullanıldığı yapı, bağlam ve cümlede üstlendiği işleve göre öğrenmek daha doğru ve kalıcı bir yaklaşımdır.
İngilizce kalıpları profesyonel bağlamda nasıl kullanabileceğinizi de görmek isterseniz İş Görüşmelerinde Kendini Tanıtma rehberini inceleyebilirsiniz.
Flalingo ile İngilizceyi Pratiğe Dönüştürün
İlgini çekebilecek diğer içeriklerimiz


İngilizce E-Posta Nasıl Yazılır? Resmi ve Günlük Kullanım İçin Örnekler
Devamını oku
Çocuklar İçin Ücretsiz İngilizce Seviye Testi: Potansiyelini Keşfedin!
Devamını okuMerhaba, ben Glory. İngilizce öğretmek, farklı kültürlerden insanlarla tanışarak onların kendilerini özgüvenle ifade etmelerine yardımcı olabildiğim için hayatımın en değerli deneyimlerinden biridir. Flalingo’da, öğrencilerin hata yapmaktan çekinmeden konuşabildiği, keyifli ve rahat ders ortamları oluşturmaya özen gösteriyorum. En büyük mutluluğum, öğrencilerimin gerçekten ilerleme kaydettiklerini fark ettikleri anlara tanık olmaktır.
Flalingo ile İngilizce
Flalingo ile İngilizce öğrenmek, birbiriyle entegre çalışan akıllı bir sistemle ilerlemektir.